loader image

Toplumda Muhasebenin Yeri ve Önemi

Muhasebe, bilinenin aksine tarihin en eski hatta ilk mesleğidir. Muhasebenin, dünyanın ilk mesleklerinden birisinin olmasının temelinde , yerleşik hayata geçip tarım yapan göçebe toplulukların kayıt tutma gereklilikleri yatmaktadır. Bilindiği üzere, muhasebenin temeli, kayıtların belirli bir düzende tutulması ve sıralanmasıdır. Bu tanım her zaman , tarihin en eski mesleği olan muhasebenin bin yıllar öncesinde de hep aynı olmuştur. Bu nedenle her ne kadar muhasebe günümüz teknolojik gelişimi sonucunda daha karmaşık bir hale geldiyse de , özü beş bin yıldır hep aynı kalmış bir meslektir.

İlk muhasebe kayıtları , kil ve taşlar üzerinde yapılmıştır. Arkeologlar, tarihte ilk muhasebe kaydına M.Ö. 3400 – M.Ö. 3000 yılları arasındaki kil tabletlerle ulaşmışlardır. Bu tabletlere , kayıt işlemlerini yapan kişi “Kushim” adında bir kişidir. Sümer döneminde Uruk kentinde yaşamıştır. Fakat, Kushim bir isim veya unvan ya da başka bir gruba verilen isim olup olmadığı kesinleşememiştir. 

Kushim tableti, bir ticari işlemi tanımlayan ve kayıt altına alan bir yazıydı. Üzerinde “”29.086 ölçü arpa, 37 ay Kushim” yazmaktaydı. M.Ö. 3400 – M.Ö. 3000 yılları arasında kayıt altına alınan bu yazıtın muhasebeye dair tutulan ilk yazılı kayıt olduğu düşünülmektedir. Tüm anlatılanlar ışığında muhasebenin , 5.000 yıldan daha fazla süregelen bir meslek olduğu ziyadesiyle nettir. Ayrıca , Kushim adı başka tabletlerde de geçmektedir.  Kayıt temelinde tasnif edilen bu tabletler, aynı zamanda bir makbuz niteliği de taşımaktadır.

Çift taraflı kayıt sistemini geliştiren kişi , her ne kadar orta çağda yaşamış bir papaz olan Luca Pacioli olarak bilinse de , Luca’ dan daha önce yaşamış olan Abdullah İbn Muhammed İbn Kiya Al Mâzandarani tarafından 1363 yılında kaleme alınmış olan RİSALE-İ FELEKKİYE’ kitabı muhasebenin temel kitabıdır. Bu kitapta, yevmiye , defter-i kebir gibi günümüz muhasebesi açıklanmıştır. Bu nedenle bilinenin aksine çift taraflı kayıt sistemini ilk kaleme döken Luca değil, A.İ.M.İbn Kiya Al Mazandarani’ dir.

Geçmişten günümüze kadar , muhasebe tüm uygarlıklar ve devletler için bir ihtiyaç olarak doğmuştur. Bu ihtiyaç, aynı önemlilikte halen varlığını sürdürmektedir. Günümüze bakıldığında , devletler, şirketler, esnaflar hatta aileler ve kişilerin kendileri için bir muhasebe sistemine ihtiyaç duydukları aşikardır.

MUHASEBE NEDEN BU KADAR ÖNEMLİDİR?

Muhasebe, özünde gelir ve giderleri tasnif eden ve ayrıştıran bir sistemdir. Hatta , bu anlamda muhasebe fen bilimleri , matematik bilimleri gibi bir bilim dalı olarak da görülmelidir.  Muhasebenin, maliyetleri ortaya çıkarıp ileriye yönelik sonuçların olumlu veya olumsuz olarak net sonuçları yansıtması, bu ihtiyacın en büyük nedenlerinden birisidir.

Günümüzde bir aile ekonomisi , bir kişi ekonomisi, bir devlet ekonomisi yukarıda bahsedilen kâr / zarar durumuna her zaman ihtiyaç duyar. İleriye yönelik yatırımlar, muhasebe analizlerinin ve tasniflerinin tutarlı olması sonucunda yapılır. Bu da demek oluyor ki, her ticaretin ve yatırımın temelinde her zaman muhasebe vardır ve var olacaktır.

Muhasebenin sadece ticari işlemlerin sınıflandırılması ve tasnifi olarak görülmesi yanlıştır. Soyut kavramlarda dahi muhasebenin varlığı baş göstermektedir. Toplumda sık kullanılan “vicdan muhasebesi” “akıl muhasebesi “ bu kavramlara örnek olarak gösterilebilir. “Muhasebe” kavramının bu şekilde insanların duygu ve düşüncelerine dahi sirayet etmiş olması bir tanım olarak muhasebeyi daha önemli kılar.

DİNLERDE MUHASEBENİN YERİ

Muhasebe , sadece toplumların yaşantı şekillerini ve ticari ilişkilerini konu edinmekle kalmamış, Kuran-ı Kerim ve diğer din kitaplarında da yer edinmiştir.

Kuran-ı Kerim, Bakara Suresi 282. Ayeti, “Ey iman edenler! Belirlenmiş bir zamana kadar bir borç ilişkisi kurduğunuzda bunu yazın. Aranızdan bir kâtip bunu adaletle yazsın. Kâtip Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın. Artık o yazsın, borçlu da yazdırsın…” – Diyanet Çevirisi ) demektedir.

Kuran-ı Kerim’ in yanı sıra, İncil ve Tevrat’ ta da muhasebe ile ilgili kavramlar yer almaktadır. Açıkça görülüyor ki, muhasebe tüm toplumu , dinleri, insanların yaşama biçimlerini, tarihi ve günümüzü aydınlatmaktadır.

MUHASEBENİN SORUNLARI

Şimdiye dek, bu kadar önemli oluşuna değindiğimiz muhasebenin , toplumlarda tam kullanılamıyor olması da günümüz muhasebesinin temel sorunlarından bir tanesi olmuştur. Her ne kadar muhasebe bugüne kadar önemini korumuşsa da , teknolojinin gelişimiyle muhasebede insan faktörü ortadan kalkmış, muhasebe işleyişi daha çok makinelere terkedilmiştir. Bu duruma tarihin ilk zamanlarından beri süregelen “insan muhasebesi” yerine “makine muhasebesi “ demek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Muhasebede, insan faktörünün de yavaş yavaş ortadan kalkması ve “makine muhasebesinin” yerleşmesiyle birlikte  “muhasebe en iyi şekilde nasıl yapılır?” dan ziyade “muhasebe en hızlı ve ucuz şekilde nasıl yapılır” sorusuna günümüzde cevap aranmaktadır. Oysa muhasebe, hiç bir zaman hızlandırılabilecek ve insan faktörünü ortadan kaldırabilecek derecede önemsiz değildir ve olmayacaktır!

Günümüzde muhasebe sürekli değişen kanun ve benzer uygulamalarla , daha da karmaşık bir hale getirilmektedir.

İnsan faktörünün , makine fonksiyonlarına terkedildiği bir muhasebe anlayışının bu nedenle değerini yavaş yavaş yitiriyor olması, muhasebe sorunlarının en önemlisidir. Uzmanlaşmış bir anlayışın olmaması , insan yeteneklerinin yerine makine yeteneklerinin, programların , kayıt dışı muhasebe anlayışının sıkça kullanılması muhasebenin diğer sorunlarını teşkil etmektedir.

Ayrıca yazımızda değindiğimiz üzere muhasebe bir bilim dalıdır ve her bilim dalının alt alanlarında ayrı uzmanlıklar gerekir. Örneğin tıp bilim dalında, mühendislik bilim dalında, her branş ayrı ayrı sınıflandırılırken muhasebe işleyişinde bu durum böyle değildir. Muhasebe tek sayılmakta ve önemsenmemektedir. Örneğin, vergi muhasebeciliği, maliyet muhasebe uzmanlığı , yönetim muhasebe uzmanlığı, yapı muhasebeciliği, ticaret muhasebeciliği yoktur. Muhasebeden faydalanmak isteyen faktörler ve işverenler tüm bunları tek bir yerden beklemektedirler. Ancak , bu kadar karmaşıklaşan ve değişen günümüz muhasebesi, bu nedenlerle daha da içler acısı bir hal almaktadır. Hatta bırakınız muhasebe alt branş dalında uzmanlaşmayı , muhasebeciliğin üzerine bir de personel işleri , yazı işleri, evrak işleri  gibi diğer işler günden güne yığılmaktadır.

Muhasebenin ve muhasebeciliğin değerinin yok olmaya yüz tutması demek ,yaşamın yok olması demektir!

SON OLARAK

Kısa tarihsel devinimini, önemini, dinlerde yer buluşunu ve sorunlarını bahsettiğimiz bilim dalı olan muhasebe ve onun “bilim insanları” olan “muhasebecilerin” önemi günden güne yitirilmektedir. Oysa ki insanlığın ilk varoluşundan , sonuna kadar muhasebe hep var olmuş ve var olmaya devam edecektir. Her ne kadar makinelere terkedilmiş olsa bile, hiçbir makine,  insan aklı ve mantığının önüne geçemeyecektir. Muhasebenin en temelinde “vicdan” duygusu ve denge vardır. Muhasebe, “makinelerin soğuk yüzüne “ terkedilmeyecek kadar vicdani ve adaletli, temelinde ve en başında “insan” ve “insan vicdanı” olan bir bilim dalıdır.

_____________________________________________________________________

MAKALE SAHİBİ : DANIŞ ÖZCAN

Yazının diğer yayınlandığı yer : Muhasebetr

İlgili yazı makale sahibinin izni olmadan başka yerde yayınlanamaz, yayınlanması sonucunda, yazı sahibinin her hakkı saklıdır.

    English EN Turkish TR